"woelfin" İçinde Aramak İstediğiniz Konunun Anahtar Kelimesini Giriniz

 
woelfin by woelfin



} td { font-family: "Trebuchet MS"; verdana, arial, sans-serif; font-size: 9pt; line-height: 1.7; color: #333333; } td.title { border-bottom: 1px solid #DEDEDE; } td.leftside { padding: 10px; padding-left: 0px; text-align: justify; } td.rightside { padding: 10px; border-left: 1px solid #DEDEDE; line-height: normal; } div.avatar { float: left; margin: 5px; margin-left: 0px; margin-bottom: 0px; } h2 { font-family: "Trebuchet MS"; verdana, arial, sans-serif; font-size: 20pt; color: #444444; margin-bottom: 12px; } h3 { font-family: "Trebuchet MS"; verdana, arial, sans-serif; font-size: 14pt; color: #444444; margin-bottom: 2px; } font.gray { color: #AAAAAA; } div.author { margin-top: 3px; margin-bottom: 6px; } a:link { color: #000066; } a:visited { color: #000066; } a:hover { color: #000066; }

woelfin by woelfin

Image Hosted by ImageShack.us

MUCİZE İLAÇ ZEYTİN

Kategori: Saglik
Denesek mi?

Selam,zeytin çekirdeği mucizesini bir arkadaşım bana göndermiş bende
sizlerle paylaştım.yarın ilk işim kahvaltıda bunu denemek.zeytin yağı zaten
şifa kaynağı.çekirdeği neden olmasın..!!hele de zeytinini kendi yapanlar
çekirdeği daha da rahatlıkla kullanabilirler.eğer işlenmemiş zeytin yemek
istiyorsanız yeşil ve kahverengi zeytin tercih edin.siyah zeytini daha kolay
işlediklerinden içinde hile olabilir.Küçük bir ayrıntı.(bildiğim
kadarıyla)işlenmemiş siyah zeytinin çekirdeği kahverengi
tondadır.çekirdek,hiçbir zaman tam siyah olmaz.olursa kimyasal karışmış
demektir.umarım ihtiyacı olanlar şifa bulurlar.

Mustafa Gürelli

Mucize İlaç Zeytin Çekirdeği

________________________________

Arkadaşlar kendi hayatımda ve yakınlarımın hayatında yaklaşık 5 yıldan beri
denenmiş olan
ve hiç bir yan etkisi olmayan mucizevi bir tedavi yöntemini paylaşmak
istiyorum.

Yıl 2003 de ben hemeroid ameliyatı için gün almış ameliyat gününü beklerken
o günlerin çabuk geçmesi ve bir an önce çektiğim acılardan kurtulmak için
günün 24 saatini dua ederek geçiriyordum.

Midemde gasrtrit, bağırsak tembelliğine bağlı kabızlık ve buna bağlı olarak
da hemeroid vardı ve bunlar çok ilerlemiş bir durumda idi...

Her ne yersem yiyeyim boğazıma kadar bir yanma ve çok şiddetli sancılar
çekiyordum...

Bir gün arkadaşlarımdan birisi ile kahvaltıda buluştuk ve o iştahla çeşitli
yiyecekleri yerken ben çay içerek her zaman olduğu gibi kahvaltıyı
geçiştirmeye çalışıyordum...

Bu durumu görünce neden yemediğimi sordu bende ona detayları ile çektiğim
sıkıntıları anlatınca bana zeytin çekirdeklerini çıkarmayıp yutmamı
söyledi,önce şaka yaptığını sandım ama onun çekirdeklerin hiç birini
çıkarmayıp yuttuğunu görünce inandım.

Bende kahvaltıya başlayıp çekirdekleri yutmaya başladım.

Çok ilginçtir yıllardır sabah kahvaltılarını çay içerek geçiştirdiğim halde
boğazıma kadar yanmalar hissetmeme rağmen o gün midemde yanma olmadı
kahvaltıdan taklaşık yarım saat kadar sonra midemden saf zeytinyağı kokusu
geldiğini hissettim..

Arkadaşıma midede çekirdeğin erimeyeceğini zaten rahatsız olduğumu
söylediğimde bana mide özsuyunun zeytin çekirdeğini çok kısa bir sürede
parçalayarak saf zeytinyağına ve şifalı yağlara ulaşıldığını geriye kalan
posanın ise bağırsakları onarararak rahatlattığını dolayısı ile kabızlığın
ve hemeroidinde tedavi olduğunu yanı sıra damar sertliğinden hazımsızlığa
kadar bir çok derde şifa olduğunu söyledi..

İlk önce bütün bunların hayal olduğunu düşünmeme rağmen bu konuda şifa
bulmak için katlandığım eziyetleri hatırlayınca bunun çok daha kolay
olduğunu düşünerek çekirdekleri yutmaya devama ettim ...

ilk 15 günde midemdeki yanmalar ve gastritin yumuşadığını ve yok olduğunu,
hemeroidimin verdiği ıstırapların son bulduğunu gördüm.Her geçen gün onlarca
zeytin çekirdeğini yutarak sağlığıma biraz daha kavuştum.Bu arada
ameliyatımı iptal ettim ve halen bu mucizevi ve hiç bir yan etkisi olmayan
ilacı yutmaya devam ediyorum.3 aylık bir sürenin sonunda cildimdeki matlığın
yerini bir parlaklık ve bütün ıstıraplarımın yerini bir mutluluk aldı.

Yaklaşık 6 seneden beri etrafımda bu dertlerden muzdarip olan onlarca kişiye
tavsiye ettim ve hiç  firesiz hepside şifa buldu,inanın benim 5 ve 11
yaşlarında iki oğlum var onlar bile yutarlar yedikleri zeytinlerin
çekirdeğini.

Arkadaşlar sonsuz şifa kaynağı bir ilaç hiç bir yan etkisi yok ben yıllardır
taştan sert şeyleri bile eritiyorum ve hiç bir sıkıntım kalmadı inanın
migren ağrılarında bile çok mükemmel sonuçlar veriyor.
Yapmanız gereken şey yediğiniz tüm zeytinlerin çekirdeklerini yutmak sayı
sınırı yoktur.
Yalnız zeytin meyvesini çiğneyip çekirdeğini yutun zira meyveyi olduğu gibi
yutarsanız mide zeytinin dışındaki ince zarı eritemiyor ve olduğu gibi
dışarı atmaya çalışıyor.
Ve size hiç bir yararı olmaz

Meyve bölümünü yedikten sonra kalan çekirdeğini yutacaksınız.

Bana sadece Allah razı olsun derseniz yeter biz onlarca insan bu olayı tüm
çevremize yayıyoruz her kes istifade etsin hem çok ucuz hem çok etkili kalın
sağlıcakla...

Bu arada deneyip şifa bulanlar yorum yazsınlar herkes faydalansın........

27/3/2009

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image Hosted by ImageShack.us

Karaciğer Dostu Sebzeler

Kategori: Saglik

İŞTE, KARACİĞER DOSTU SEBZELER...
 Bezelye, enginar ve mor havuç gibi besinlerin karaciğer için son derece yararlı olduğu bildirildi.

15 Mayıs 2003 Perşembe 10:14
İRFAN ALTIKARDEŞ
BURSA- Bezelye, enginar ve mor havuç gibi besinlerin karaciğer için son derece yararlı olduğu bildirildi.

İlkbaharın gelmesiyle sofralar için yeni alternatif sebzeler pazar tezgahlarını süslemeye başladı. Sentetik ilaçlar, katkı maddeli gıdalar, radyasyonlu mahsuller, sanayileşme ile hayatımıza giren ağır metal zehirleyiciler, gıdaların enerjiye dönüştüğü karaciğeri yoruyor. En zor nakledilen organ olarak bilinen karaciğer, her gün ağırlaşan çevre şartlarına karşı fonksiyonlarını yerine getirmeye devam edebilmek için tabii gıdalarla desteklenmeyi bekliyor. Halk arasında tehlikesi pek bilinmese de yaygın olan hepatit tipi virüsler karaciğerde önemli tahribata yol açıyor.

Uzmanlara göre, kötü tümörlerin ortadan kaldırılması için enginarın gücünü kullanmak gerekiyor. Kanser tümörlerin yanı sıra karaciğerdeki kötü proteinleri de çözen enginarın günde 4-5 kafa ölçüsünde zeytinyağlı yemeğinin yenmesi hastalara büyük fayda sağlıyor. Taze enginarın çıktığı şu günlerde hasta olanların 1 aylık süre içinde 50-60 kafa enginar tüketmesi tavsiye ediliyor. Enginar, ihtiva ettiği maddelerle, kansere yol açan istenmeyen protein kitlelerini çözerek ortadan kaldırıyor. Bu sebeple, enginar mevsiminde sağlıklı kişilerin de 20-30 adet enginar yemesi, ileride ortaya çıkabilecek kanser risklerini ortadan kaldırıyor. Enginarın taç yaprakları ise kurutulduktan sonra, kaynatılıp içildiği takdirde kandaki kolesterolü düşürüyor.

Halk arasında 'araka' olarak bilinen bezelye ise ihtiva ettiği enzimlerle karaciğerin vazgeçilmez dostu. Vücudumuzun en hassas ve zehirli maddelerle uğrayan enerji kontrol merkezi karaciğer, bezelyede bulunan çok çeşitli enzimler ile takviye edilip hücrelerini daha hızlı yenilenebiliyor. Özellikle hepatit hastalarının, ucuz olduğu mevsimlerde bol bol bezelye yemeleri tavsiye olunuyor.

Öte yandan şalgam suyu yapımında kullanılan, Adana ve Konya'da yetiştirilen mor havuçlar da karaciğer dostu olarak gösteriliyor. Uzmanlar, mor havucun parçalayıcılardan geçirilip, suyunun içilmesin tavsiye ediyor.

23/6/2007

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image Hosted by ImageShack.us

Enginar Karaciğer Dostu

Kategori: Saglik

Enginar karaciğer dostu

Karaciğeri güçlendirmek için deve dikeni tohumu, kara turp, eğir kökü gibi bitkiler yararlı olurken, karaciğer yorgunluğuna enginar birebir....

Karaciğer ilacı olarak bilinen bitkiler, karaciğerin salgı işlevini uyarır, düzenler ve güçlendirir. Böylece safra salgısı artar. Tüm bedenin tedavi edilmesi gereken durumlarda, öncelikle karaciğer işlevlerinin desteklenmesi düşünülmelidir. Çünkü bu çok önemli organ bedenin tüm organları ile yakın ilişki içindedir ve tüm dokuların sağlığında katkısı vardır. Sindirim problemlerinde karaciğerin başlıca rolü safra salgılamasıdır.

HİNDİBA DA ETKELİ
Karaciğeri güçlendirici özelliğe sahip pek çok bitki vardır bunların en önemlileri; hindiba, devedikeni tohumu, kara turp, kırlangıçotu, eğir kökü, ısırganotu ve sinirliot olarak sıralanabilir. Karaciğerin en büyük dostu enginar, Cynarin içerdiği için karaciğer ve safra kesesinde biriken nikotin, alkol ve yağın vücuttan atılımını sağlıyor. Anayurdu Akdeniz ülkeleri olan enginar, yaklaşık 1 m uzunluğundaki bitkinin yaprakları derin loplu ve bol tüylü, çiçekleri mor renklidir.

MİNERAL ZENGİNİ SEBZE
Yağlı bitkiler hariç hiçbir sebze veya meyve, mineral bolluğu bakımından enginarla yarışamaz. Bol miktarda potasyum, kalsiyum ve manganezden başka A, B1 ve C vitaminleri içeren enginarın en büyük özelliği karaciğeri temizlemesi ve safranın kolay akışını sağlamasıdır. Romatizmalılara da önerilen enginar, unlu yiyeceklerin sindirimini kolaylaştırdığı gibi idrar söktürücü özelliğe de sahiptir. Diyet yapanlar için gözardı edilemeyecek olan enginarın 100 gramı 53 kalori var.

23/6/2007

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image Hosted by ImageShack.us

Domates Domates

Kategori: Saglik

Domatesin gözlere olan faydası havuçtan daha fazladır. Her gün bir bardak domates suyu veya birkaç domatesi kabuklarıyla yemeyi öneriyor beslenme uzmanlar. Özellikle de belirtiyorlar "tuz kullanmadan".

23/6/2007

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image Hosted by ImageShack.us

Enginar Karaciğer Dostu Yağ Düşmanı

Kategori: Saglik

Ege ve Marmara bölgelerinde yaygın olarak yetiştirilen enginar, yazın gelmesiyle birlikte pazar tezgahlarını da süslemeye başladı.

Şifa kaynağı enginar, pek çok kişi tarafından bilinmeyen; ancak şuurlu beslenenlerin karaciğer desteği için kür halinde tükettikleri vitamin deposu bir sebze olarak akademik literatürde yerini alıyor. Enginarın, karaciğeri yenilemesinin yanı sıra karbonhidratların kolayca yakılmasını sağlamasıyla en etkili zayıflatıcı olduğu da ortaya çıktı.

Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hulusi Malyer, A ve C vitaminlerinin yanında kalsiyum, potasyum, demir, manganez, fosfor gibi mineraller ihtiva eden enginarın, önemli bir besin kaynağı olduğunu bildirdi. Prof. Dr. Malyer, yapısında bulunduğu fenolik bileşiklerden dolayı karaciğer toksinlerini temizleyici (antihepatoksik) özelliğe sahip enginarın diğer faydalarını şöyle sıraladı:

"Safrayı uyarıcı (kloretik), idrar söktürücü (diüretik), kolestrol düşürücü (hipokolesterolemik) ve kan yağı seviyesini düşürücü (antilipidemik) etkisi bulunuyor. Enginarda bulunan ana kimyasallar çeşitli olmakla beraber, karaciğer üzerindeki olumlu etkilerinde bitkinin yapraklarında yoğun olarak bulunan sinarin (cynarin) adlı madde rol oynuyor. Sinarin karaciğer, safra kesesi, böbrek ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardım ediyor. Araştırmalar, enginarın toksinlerin etkilerine karşı karaciğeri koruduğunu gösteriyor."

Karaciğerdeki kan dolaşımını artırdığı ve hücre bölünmesini teşvik ettiği bilenen enginar, böylece gıdaların enerjiye dönüşmesinde büyük rolü bulunan karaciğerin kendini yenilemesine yardımcı oluyor. Enginarın en önemli etkisi ise kan yağı seviyesini düşürmesi. Karaciğerdeki yağ depolarını harekete geçiren enginar, kolesterol sentezi oranının düşürülmesine yardımcı oluyor. Yapılan çalışmalarda enginarın kandaki toplam kolesterolün, LDL ve trigliserit miktarının düşürülmesine yardımcı olduğu gözlemlendi.

Ayrıca karbonhidratların yanmasına büyük katkı sağlayan enginar, zeytinyağlı yemeğinin yanı sıra zayıflama maksatlı, çiğ olarak suyla kaynatılıp, suyu içilerek de kullanılıyor. Bir kafa enginar kabukları kesildikten sonra dörde bölünerek 3 kilogram suda kaynatılıyor. Su fokurdamaya başladıktan sonra kısık ateşe alınarak, 10 dakika kaynamasına devam ediyor. Su süzülerek, sabah akşam aç karna 1 su bardağı içiliyor. Su buzdolabında saklanırken, haşlanan enginar da salata olarak tüketilebiliyor. Kaynamayla enginardaki amilaz enziminin suya geçmesi sağlanıyor, bu enzim karbonhidratların yakılmasını, dolayısıyla da yağların çözülmesini sağlıyor

23/6/2007

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image Hosted by ImageShack.us

Hafıza Dostu 11 Gıda

Kategori: Saglik

Bilimadamları, tüketilen gıdalar ile hafıza arasında büyük bir ilişki bulunduğuna dikkat çekiyor. Araştırmacılar, "Alışveriş listenize ekleyeceğiniz 11 gıda ile hem daha zeki olabilir hem de hafızanızı koruyabilirsiniz" diyor. Bilimadamları, kalp sağlığını korumada büyük yararı bulunan mucizevi 11 gıdayı şöyle sıralıyor.

*Kabak ve brokoli: Antioksidanlarca  zengin bu gıdalar, beyin hücrelerini korur.
* Badem ve keten tohumu: Doymamış yağ asitleri açısından zengin olan bu besinler de  hafızanın dostudur.
* Tahıllar: Bolca B vitaminlerini içeren tahıllar, beynin hızlı çalışmasını sağlar.
* Soya sütü: Bolca estrojenik bileşenleri  barındıran bu besin, Alzheimer'ı önler.
* Somon balığı: İçerisindeki omega 3 yağ asidi sayesinde beyin hücrelerinin zarar görmesini engeller.
* Kırmızı et: Demir açısından zengin olan bu temel gıda, Parkinson ve Alzheimer gibi rahatsızlıkların baş düşmanıdır.
* Tavuk: Beyin hücrelerinin yağlanmasını önler.
* Zeytinyağı: Beyin fonksiyonlarının hızlı çalışmasına yardımcı olur.
* Yumurta: Lutein gibi maddeler içeren yumurta, yaşlılığa bağlı hafıza sorunlarını ortadan kaldırır.

30/4/2007

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image Hosted by ImageShack.us

Vücudun Su İstemesinin 46 Nedeni

Kategori: Saglik


İranlı hekim Batmanghelidj'e göre tüm hastalıkların esası vücudun susuz kalmasından kaynaklanıyor. Batmanghelidj vücudun 46 nedenle su istediğini söylüyor.
02 Şubat 2007 11:03 
      

       
Suyun her zaman yararlı olduğunu biliyorduk da, şimdi onun, niçin doğanın en basit, en etkili, en güvenli ve en *yan etkisiz* mucizevi ilacı olduğunu öğrenmek zamanı* Yeni ve sağlıklı bir yaşama başlamak, şu an ellerinizin arasında tutacağınız bir bardak suda*

Çünkü hayatımızın en vazgeçilmez ama bilinçli olarak, öneminin asla farkına varamadığımız birincil ögesi: Su!.. Su / Hasta Değil Susuzsunuz
adlı kitapta konuyla ilgili oldukça orijinal ve dikkate alınması gereken tespitler var...

Yalnızca canımız istediği zaman su içeriz. Öte yandan, Ay*ın milimetrik birtakım hareketlerinin dünyamızdaki suyu etkilediğini, böylelikle denizlerin yükseldiğini ve alçaldığını coğrafya kitaplarından da biliriz. Durum böyleyken, yani insan evladı da bu dünyanın malzemesinden oluştuğuna göre, vücudumuzdaki su seviyelerinin ne âlemde olduğunu aklımıza bile getirmeyiz. İçinde bulunduğumuz toplumun yeme içme alışkanlıklarının bir eseri olarak, edindiğimiz su içme alışkanlığı bütün hayatımıza egemen olur, örneğin acılı bir yemeğin üzerine iki bardak su içmek rahatlatır, yazın sıcaklarda canımız hep su ister, vesaire*

Oysa İranlı hekim Batmanghelidj, Su / Hasta Değil Susuzsunuz adlı kitabında hiç de böyle düşünmüyor. Tüm hastalıkların biricik nedeninin, vücudun susuz kalması olgusuna dayandığını öne sürüyor. Bu öne sürüşünü *binlerce su deneyimi* ile de açıkça ortaya koyuyor.

Dr. Batmanghelidj, suyun bilumum hastalıklara iyi geldiğini, insanı iyileştirdiğini *tesadüfen* hapishanede öğrenmiş. Peki, bir hekimin, eğer cezaevi doktoru değilse orada işi nedir? Doktorumuz bir suçlu! Suçu, Şah döneminde rejim karşıtı devrimci örgüt Halkın Mücahitleri*ne yardım ve yataklık yapmak. Mollalar iktidara geldikten sonra da doğal olarak tutuklanıyor ve İran*ın en ünlü işkencehanesi Evin Hapishanesi*ne atılıyor. Malum, bilenler biler (!) hapishaneler yeme-içme, sindirim-boşaltım koşulları açısından bir insanın, özgürlüğüne kavuştuktan sonra bile hayatının sonuna kadar kendini toparlayamayacağı, cezalandırma mekânlarıdır. Hal böyle olunca, alabildiğine maddi ve manevi işkence gören ve doğru dürüst beslenemeyen insanların ilk başına gelen midelerinin iflas etmesidir.

Bir gün koğuşta, hapisliklerden birisi inanılmaz mide sancılarıyla kıvranmaya başlayınca, doktorumuz gayri ihtiyarı olaya müdahale ediyor ve adamcağıza iki bardak su içiriveriyor. Çok geçmeden sancıların dindiğini gözlemliyor. Bu olay, Dr. Batmanghelidj*in, suyun hastalıkların tedavisinde ne denli bir etkisi olduğunu ilk keşfettiği an oluyor. Bundan sonra su çalışmalarını yoğunlaştıran yazarımız, 2,5 yıl içerisinde Evin*in tezgahından geçen yaklaşık 2 bin tutuklu ve hükümlüyü birer iyileştiriyor, yalnızca suyla*

Derken, 2,5 yıl kadar sonra tahliye zamanı geldiğinde, hapishane müdürüne ricada bulunuyor, *lütfen beni 1 yıl daha burada tutun, zira araştırmalarımın en önemli evresine girmiş bulunmaktayım ve bu kadar çok hastayı dünyanın hiçbir yerinde, bu koşullarda bulamam**

Böylece, yazarımız 1 yıl daha *gönüllü hapislik* hayatını sürdürüyor, sonra da doğru Amerika*ya* Araştırma ve çalışmaları yıllarca sürüyor ve nihayet bu kitap ortaya çıkıyor.

Yazarımız, önsözünde şu anlamlı cümleleri kullanıyor: *Bu kitapta okuyacaklarınız yeni bilgilerdir ve bunlar fizyoloji bilimine yeni açıklamalar getirmektedir. Burada sözü edilen fizyoloji, ilaç üreticilerinin kullandıkları bilim değil, vücuttaki canlı dokularla organların doğal çalışmalarını tanımlayan bilim dalıdır. Bu kitap, bazı önemli sağlık sorunlarıyla bu sorunlarının nedenlerinden ve doğal yöntemlerle tedavilerinden söz etmektedir. Bir sağlık sorununun nedeni ve tedavisi açığa çıktığında, hiç kimsenin anlayamadığı tıbbi terimlere gerek kalmaz. Burada okuyacaklarınız kapsamlı bir klinik ve bilimsel araştırmaya dayanmaktadır. Bu kitaptaki bilgilerini derleyebilmek için, 1950*de Londra*daki St. Mary Üniversite Hastanesi Tıp Fakültesi*nde başlayan tıp eğitimimden sonra 22 yıldan fazla araştırma yaptım, çalıştım ve yazdım.

*Bu kitapta, birçok ciddi hastalığın tedavi nedeni olan kronik gizli dehidrasyonun (susuzluğun) fizyolojik etkisi ve metabolik komplikasyonlarından söz edeceğim. Bugün, bunun çağdaş tıbbın en büyük gelişmesi olduğunu inananlar var.*

Çağımızın bazı sağlık sorunlarından söz eden bu basit sunum, bütün dünyada bilim ve mantığa dayalı tıbba geçiş için bir rehber olacaktır. Elinizdeki kitap, toplumun ivedi çözüm isteyen sorunları için yazılmıştır. Özellikle 15 milyon astımlı çocuğun ailesinin bu hastalığın nedenini ve çocukların yaşamlarını kurtarabilecek basit ve ucuz tedavi yöntemini öğrenmesi çok önemlidir.*



Yazara göre vücudumuz tam 46 nedenle suya ihtiyaç duyuyor.

1-       Hiçbir şey susuz yaşayamaz.

2-       Göreceli su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını önce bastırır, sonra öldürür.

3-       Su temel enerji kaynağıdır, vücudun *nakit akımıdır.*

4-       Su vücudun her hücresinde elektriksel ve manyetik enerji üretir, bize yaşam gücü verir.

5-       Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcıdır.

6-       DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur, böylece üretilen anormal DNA sayısı azalır.

7-       Bağışıklık sisteminin (bütün mekanizmalarının) merkezi olan kemik iliğinde, bu sistemi kanser de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir.

8-       Bütün besinlerin, vitmin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve son metobolik aşamalarında görev yapar.

9-       Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır. Susuz yenen yemeğin vücut için hiçbir enerji değeri yoktur.

10-   Su, besinlerdeki gerekli ögelerin emilimini artırır.

11-   Bütün ögelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur.

12-   Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin çalışma verimini artırır.

13-   Hücreye ulaşan su, o hücreye oksijen verir ve atık gazları vücuttan atılmaları için akciğerlere taşır.

14-   Vücudun çeşitli bölgelerinden zehirli atıkları toplar ve atılmaları için karaciğer ya da böbreklere taşır.

15-   Eklem boşluklarındaki temel yağlayıcı maddedir, artrit ve sırt ağrılarının oluşumunun önlenmesinde yardımcı olur.

16-   Omurgadaki diskleri *şok emici su yastıkları* na dönüştürür.

17-   Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler.

18-   Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur.

19-   Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı önler.

20-   Vücudun soğutma (terleme) ve ısıtma (elektrik) sistemleri için vazgeçilmezdir.

21-   Düşünme başta olmak üzere, bütün beyin fonksiyonları için bize güç ve elektriksel enerji verir.

22-   Serotonin ve diğer nörotransmitterlerin (sinir ileticileri) üretimi için vazgeçilmezdir.

23-   Melatonin de dahil olmak üzere, beyinde üretilen bütün hormonların yapımı için gereklidir.

24-   Çocuklarda ve yetişkinlerde dikkat yetersizliği sorununa çözüm getirir.

25-   Çalışma verimini artırır ve dikkat aralığını büyütür.

26-   Su dünyadaki diğer bütün içeceklerden daha kolay bulunabilir ve hiçbir yan etkisi yoktur.

27-   Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur.

28-   Uykuyu düzenler.

29-   Yorgunluğun giderilmesine yardımcı olur ve bize gençliğin enerjisini verir.

30-   Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur.

31-   Gözlere canlılık ve parlaklık verir.

32-   Glokomdan korunmamıza yardım eder.

33-   Kemik iliğinde kan üretim sistemlerini düzenler, lösemi ve lenfoma oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.

34-   Vücutta enfeksiyon ve kanser hücrelerinin geliştiği bölgelerde bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok gereklidir.

35-   Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler.

36-   Kadınlarda, adet öncesi ağrıyı ve ateş başmasını hafifletir.

37-   Kalp atışıyla birlikte kanı sulandırıp dalgalandırarak dolaşımdaki katı maddelerin dibe çökmesini engeller.

38-   İnsan vücudunda dehidrasyon sırasında kullanılabilecek bir su deposu yoktur. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmemiz gerekir.

39-   Dehidrasyon  cinsellik hormonunun üretimine engel olur, bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca nedenlerinden biridir.

40-   Su içtiğiniz zaman susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilirsiniz.

41-   Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir. Düzenli aralıklarla su için ve sıkı bir rejim yapmadan zayıflayın. Acıktığınız zaman aşırı yememeli, ama susadığınızda suyunuzu içmelisiniz.

42-   Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler.

43-   Su, gebelikte sabah bulantılarını azaltır.

44-   Zihin ve vücut fonksiyonlarını bütünleştirir. Kara verme ve hedefleri belirleme yeteneğini artırır.

45-   Yaşılıkta bellek kaybının önlenmesine yardımcı olur. Alzheimer, multipl skleroz, Parkinson ve Lou Gehring hastalıklarının riskini azaltır.

46-   Kafein, alkol ve bazı ilaçlara duyulan bağımlılığın giderilmesine yardımcı olur.


Bu kitabı ilk okuduğundan bu yana artık *bol sulu bir yaşam süren* kitap editörü de ısrarla bu kitabı tavsiye etmektedir: Çünkü, vücudunuzu, yıllardır, bir *atık ilaç deposu* haline getirmekten bir an evvel kurtarmanız gerekiyor...

30/4/2007

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image Hosted by ImageShack.us

YEMEKLERDEN HEMEN SONRA YAPILMAMASI GEREKEN 7 ŞEY:

Kategori: Saglik

Sigara içmeyin: Uzmanlarca yapılan deneyler, yemeklerden hemen sonra içilen bir sigaranın 10 sigaraya eşdeğer olduğunu kanıtlamıştır.(Kanser olma riski daha yüksek.)                                    
                                                                
 Hemen meyve yemeyin: Yemeklerin peşinden yenen meyveler midenin havayla davul gibi şişmesine neden olur.                                        

Çay içmeyin :  Zira çay yaprakları yoğun asit içerir. Bu madde tükettiğimiz gıdalardaki proteğinin hazmını zorlaştırıyor.
 
Kemerinizi gevşetmeyin: Yemekten sonra kemeri gevşetmek kolaylıkla bağırsak düğümlenmesine ve tıkanmasına neden olur.   
                   
Banyo yapmayın:  Banyo yapmak ellerdeki, bacaklardaki ve vücuttaki kan akışını hızlandırır, böylece mide çevresindeki kan miktarı bu durumda azalır. Bu da midemizin sindirim sistemini zayıflatır.              

Yürümeyin: İnsanlar çoğu zaman, yemeklerden sonra 100 adım yürümek 99 yaşına kadar yaşamanızı sağlar derler.

Gerçekte bu doğru değildir. Yürümek sindirim siteminin aldığımız gıdalardan besinlerin emilimini engeller.                              

Hemen uyumayın: Aldığımız gıdalar yeterince sindirilemez. Bu durum bağırsağımızda gastrit ve enfeksiyona önderlik eder.

30/4/2007

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image Hosted by ImageShack.us

Sağlıklı Yaşamanın 13 anahtarı

Kategori: Saglik

Şu sıralar biraz rahatsız olduğum için sağlık ile ilgili bir haber koymayı uygun buldum. Aslında bunların hepsini biliyoruz ancak önemli olan uygulamak. Hepsine katılıyorum keşke uygulayabilsek. Çok çocuk yapın dışında :)

 

 

Yakın gelecekte dünya nüfusunun yüzde 50’sini 60 yaşın üzerindekiler oluşturacak. Bilim ve teknolojide sağlanan gelişmeler sayesinde insan ömrü her geçen yıl uzuyor.

Gelişmiş ülkelerde kadınlar için beklenen yaş 80’i, erkekler için de 75’i buldu. Türkiye’de ise ortalama yaşam süresi kadınlarda 70’i, erkeklerde 65’i geçti. İşte daha uzun yaşayabilmeniz için yapmanız gerekenler...

Gülün: Gülmek bir taraftan stres hormonlarının düzeyini azaltıyor, diğer taraftan vücudun doğal savunma mekanizmalarını ve bağışıklığı güçlendiriyor. Kahkaha, özellikle kalp sağlığı için spor ve egzersiz kadar faydalı. Kahkahanın astım ve alerjik hastalıklar üzerinde olumlu etkileri olduğu biliniyor.

8 saatten fazla, 4 saatten az uyumayın: Gecede 6-7 saat uyuyanlar daha uzun yaşıyorlar. Uykunun 8 saatten fazla ve 4 saatten az olması da yaşama süresini kısaltıyor. Unutmayın gece uykusu çok önemli. Bir de yatak odanızın karanlık olmasına özellikle dikkat edin.

Mutlu bir evlilik yapın: Mutlu bir evlilik erkek için de kadın için de uzun yaşamanın anahtarlarından biri. İlginç bir veri de, birden fazla evlilik yapanların beklenenden erken öldükleri.

Yürü, koş, atla: Düzenli egzersiz yapanların daha uzun yaşadığını artık herkes biliyor. Bunun için de en uygun sporlar düzenli yürüyüş ve yüzme.

Fazla kilolara dikkat: Obezite yani şişmanlık hem kalp hastalıkları riskini, hem de bazı kalın bağırsak, rahim, safra kesesi, meme ve yumurtalık kanseri riskini artırıyor. İngiltere’de yılda 270 bin kişi kalp krizi geçiriyor ve bunların 28 bini obezite hastası.

Çok çocuk yapın: Çok çocuğu olanların da uzun yaşadıkları biliniyor. Çocuk ve torunlarla olan yakın ilişkiler mutluluğu ve yaşama motivasyonunu artırıyor.

Piyano çalmayı öğrenin: Hangi yaşta olursanız olun, yeni bir şey öğrenmek, bir müzik aletini çalabilmek beyin fonksiyonlarını olumlu yönde etkiliyor.

Annenize yakın olun: Bir araştırmada, annelerine yakın olmayanların yüzde 90’ının orta yaşlarda alkolizm, kalp hastalıkları ve yüksek tansiyon gibi ciddi hastalıklara yakalandıkları, buna karşılık annelerine bağlı ve onunla iyi ilişkiler içinde olanların ise sadece yüzde 45’inde bu hastalıkların görüldüğü saptanmış.

Çikolata yiyin: Her gün az miktarda çikolata yiyenlerin, haftada üç gün başka tatlılar yiyenlere göre 2-3 misli fazla yaşadıklarını gösteren araştırmalar var. Çikolatada bulunan fenollerin kalp hasalıklarına karşı koruma sağladıkları biliniyor.

İbadet edin: Düzenli olarak ibadet edenler daha uzun yaşıyorlar. Dua etmek stresi ve sıkıntıları azaltarak kalp hastalıkları ve kansere karşı koruyuculuk sağlıyor.

Sebze ve meyve tercih edin: Kanserlerin yüzde 49’u diyetle ilgili. Günde en az 5 kere sebze ve meyve yerseniz, başta akciğer, mide-bağırsak, mesane ve meme kanserine yakalanma riskiniz azalır.

Eve iş getirmeyin: Eve iş getirmek stresi ve bu da kalp krizi ve yüksek tansiyon riskini artırıyor.

Gevşeme tekniklerini uygulayın: Yoga ve meditasyon gibi gevşeme tetkikleri ile stresinizi azaltmayı öğrenin. Bu şekilde yüksek tansiyonla ve depresyon gibi ruhsal sıkıntılarla daha iyi baş edebilirsiniz

27/2/2006

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image Hosted by ImageShack.us

Ömrünüzü 10 yıl uzatabilirsiniz

Kategori: Saglik
 Okinawa, Sardinya ve Loma Linda (Kaliforniya) sakinleri, Dünya üzerindeki hemen herkesten daha uzun ve daha sağlıklı bir ömür sürüyor. Peki bu insanlar -geriye kalanların farkında bile olmadığı- hangi soruların yanıtlarını biliyor?
National Geographic Türkiye “Uzun Yaşamın Sırları”nı bu ay kapağına taşıdı. Dünyanın 3 farklı bölgesinde (Sardinya, Okinawa, Loma Linda) uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmeyi başarmış kişiler üzerinde yapılan araştırmalar gösteriyor ki, uzun soluklu ve kaliteli bir ömür sürmenin sırlarına ulaşmak o kadar da zor değil. Üstelik bu kişiler -hiçbir hak talep etmeksizin- sırlarını sizlerle paylaşıyorlar.
Ömrünüzü on yıl uzatabileceğinizi söylesem ne dersiniz? Uzun ve sağlıklı yaşam bir rastlantı değildir. İyi genlerle başlar, ama iyi alışkanlıklara da bağlıdır. Uzmanların açıklamalarına göre, doğru bir yaşam biçimi benimserseniz, on yıl kadar daha uzun yaşayabilirsiniz.
Peki, uzun ve sağlıklı yaşamın formülü nedir? Son yıllarda araştırmacılar insanların dikkat çekici ölçüde uzun bir yaşam sürdüğü bazı bölgelere odaklandı. Bir ekip Sardinya’nın (İtalya) dağ köylerinde, insanların uzun bir yaşam sürdüğü ve 100 yaşına ulaşan erkeklerin oranının hayret verici derecede yüksek olduğu bir yer buldu. Bir diğer ekip Okinawa Adası’nda (Japonya) dünyanın en uzun ömürlü insanları arasında yer alan bir grubu inceledi. Ve Loma Linda’da (ABD) araştırmacılar, Amerika’nın uzun yaşam şampiyonları arasında sayılan Yedinci Gün Adventistleri adlı tarikattan bir grup üzerinde çalışmalar yaptı.

Bu üç bölgede yaşayanlarda yüz yaşını aşanların oranı yüksek; bu insanlar dünyanın diğer gelişmiş ülkelerinde ölümcül olan hastalıklardan sadece bir bölümüne yakalanıyor; daha uzun ve sağlıklı yaşıyor. Sonuç olarak bu insanlar “en doğru alışkanlıkları” edinmenizi öneriyor. Gerisi ise size kalmış.

 

28/1/2006

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı













Arkadaşlarım

ertugrultasci
kartopum
masal
onurhan1907
hayattan
E.YÜKSEL ÜSTÜNER
cicibisiiy
unutmabeni
clematis
tekeli
uzaklardan
buzprens
nesrin32
blogekle
nergizcankul
eyust
yildizim2
calinus
hobibloglari
nancy1
firdevs
woelfin Barış
bigblog
dingorevlileri
mavisevdalar
caycicegi
/


The Hunger Site









fiskos banner





OUR BEAUTIFUL HOUSE&GARDEN


Sitenize Eklemek için

woelfin by woelfin

online