"woelfin" İçinde Aramak İstediğiniz Konunun Anahtar Kelimesini Giriniz

 
woelfin by woelfin

woelfin by woelfin

Image Hosted by ImageShack.us

nostaljik parçalar için...

Kategori: Guncel Bilgiler


http://www.musicselection.110mb.com/en2/ENGLISH.html

27/3/2009

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image Hosted by ImageShack.us

Üç Hikaye, üç ders. Müthiş...

Kategori: Kissadanhisse
    Üç Hikaye, üç ders. Müthiş...


 1 Ders 1.

Adamın biri tam duşa girmek üzeredir ve karısı da
duşunu almış olarak kabinden çıkmaktadır ki, kapının
zili çalar. Kapıya kimin bakacağı konusunda ufak bir
tartışma sonrasında kadın pes eder. Üzerine bir
havlu alarak merdivenleri aşağı iner ve kapıyı açar.
Gelen eşinin arkadaşı x'tir.

Kadın daha selam veremeden x "havlunuzu üzerinizden
yere düşürürseniz size anında 300 Euro veririm" der.

Kadın bir müddet tereddüt eder, ancak havlunun
düğümünü açarak havlunun düşmesini sağlar. X ona
bakar ve 300 Euro verir ve söze devam eder:
"Antrede doğabilecek ufak bir tensel yakınlık için
size 500 Euro daha verebilirim, hem de derhal" der.

Önce şaşkın, fakat daha sonra adrenalinin verdiği
heyecan ve alacağı para ile yapabileceklerinin anlık
hayaliyle kısa bir duraksamadan sonra kabul eder.

Yaşamış olduğu olayın ve kısacık bir süre içerisinde
edinmiş olduğu ufak servetin heyecanıyla
merdivenleri yukarı çıkarak banyoya geri döner.

Hala duşta olan eşi ona kimin geldiğini sorar.
"Arkadaşın x" diye cevap verir kadın.

"Çok iyi, ona borç verdiğim 800 Euro'yu getireceğini
söylemişti, onu getirdi o zaman."


1. hikayeden çıkartılacak ders :

Eğer bir ekipte çalışıyorsanız bilgiyi saklamayın,
paylaşın. Karar mekanizmasında belirleyici olabilir.
Böylece yanlış anlaşılmaların ve dışarıya karşı kötü
duruma düşmenin önüne geçebilirsiniz.


Hikaye 2 Ders 2 :


Aracının direksiyonuna geçip kiliseye gitmek üzere
yola koyulan rahip yolda yürümekte olan bir rahibeye
rastlar. Aracını durdurur ve kiliseye kadar onunla
gelmek isteyip istemediğini sorar. Kadın arabaya
biner ve bacak bacak üstüne attığında bacaklarının
güzelliği ortaya çıkar.

Rahibin gözü kayar ve bakayım derken kısa bir süre
için aracın kontrolünü kaybeder. Aracı tekrar
kontrol altına aldıktan sonra sağ elini rahibenin
bacağı üstüne koyar. Rahibe ona bakar ve şöyle der :
"Rahip, 129. ayeti hatırlıyor musunuz ?"
Utançtan kıpkırmızı olan rahip derhal elini çekerek
rahibeye özürlerini sıralar.
Bir müddet sonra aklı tekrar karışır ve rahibenin
bacağına tekrar dokunur vites değiştirme bahanesiyle
ve rahibe aynı soru ile karşılık verir : "Rahip,
129. ayeti hatırlıyor musunuz ?"

Utancından yine kızaran rahip elini çeker ve
"af edersin kardeşim, insanoğlu zayıf düşebiliyor"
der.

Kiliseye vardıklarında rahibe arabadan iner ve tek
kelime söylemeksizin, ancak çok manalı bir bakış
fırlatarak kaybolur.
Rahip aceleyle içeriye koşturur ve bir İncil alarak
129. ayeti açar okumak için

129. ayet şöyle demektedir : İleriye gidiniz, daha
yukarlarda arayınız. Orada güzellikler bulacaksınız.

2. hikayeden çıkartılacak ders :
Görev alanınızla ilgili her zaman bilgili olun, aksi
taktirde fırsatları kaçırabilirsiniz.



Hikaye 3 Ders 3.


Pazarlamacı, şef sekreter ve personel müdürü bir
öğlen paydosunda lokantaya doğru yürümektedirler.
Parktaki banklardan birinin üzerinde sihirli bir
lamba bulurlar. Lambayı ovarlar ve gerçekten de
lambadan cin çıkar.

"Aslında kişiye 3 dilek hakkı veriyorum ama sizler
üç kişi olduğunuz için hepinizin birer dileğini
gerçek yapacağım" der cin.


Şef sekreter arsızca atılarak "önce ben" diyerek
sıranın önüne yerleşir.

"Bahamalarda, muhteşem bir sahilde tatil yapmak
istiyorum. Tatilim hiç bitmesin ve hiçbir dert
hayatıma girmesin" diye dileğini ifade eder.
Ve hoop, ortadan kaybolur.

Şimdi de pazarlamacı atılır ve "şimdi sıra bende"
der.

"Hayallerimdeki kadınla Tahiti sahillerinde Pina
Colada içmek istiyorum" der ve hoop, o da ortadan
kaybolur.


"Şimdi sıra sende" der cin Personel Müdürüne.
"bu iki salağı öğleden sonra işlerinin başında
görmek istiyorum" der personel müdürü.



3. hikayeden çıkartılacak ders :
Üstünüz olan birinin her zaman için önce konuşmasına
izin verin

27/3/2009

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image Hosted by ImageShack.us

EVLİLER OKUMALI... EVLİ OLMAYANLAR DA...

Kategori: Kissadanhisse


EVLİLER OKUMALI...
 
EVLİ OLMAYANLAR DA...


Can Dündar'dan...

Evlilik, inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim
için. 17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum ayni
zamanda da... Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belkide kuruma
inanmamaktan geçiyor.

Evliliği toplumun dayattığı şekilde yasamamaktan... Nedir bu dayatmalar?

Erkeğin muhakkak kadından yasça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin
lehine ya da en azından eşit olması bunların sadece ikisi...

Olmaz, yürümez diyor toplum... Erkek yasça büyük olmalı ki, kadına 'hot'
dediğinde oturmalı kadın... Yâda yumuşatıyorlar;

-Efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum falan) küçük
olmalıymış yaşı...

Eğitimde de böyle... Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş, evde kalmakmış
layıkı...

EŞİM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne 'hot' dememe gerek kaldı 17 senede, ne de
benden önce çöktü...

Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti,

-'Ooo Can bey kapmışınız çıtırı' esprilerine muhatap dahi oldum.

EŞİM 3 ÜNİVERSİTE BİTİRDİ; ben bi taneyi 9 senede bitirdim..



Ne o bana bilmişlik tasladı, ne ben ona ezik baktım... Kulağa gelen müzik
tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der Halil Cibran...

Bunu unutmadık biz.

Ben konuşurken o dinledi, ben dinlerken o konuştu 17 sene.

O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o 'haklisin bitanem...' dedik,

Öfke bitip fırtına durulduğunda 'ama bi de böyle düşün' de dedik fikrimizi
savunurken.

Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, ayni amaç için savaşan
neferlerdik bu hayatta...

Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği
kadar aldık..

Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon, kim bu saatte arayan
karşı cins diye sorgulamadık da ama...

Sevginin en büyük dostuydu bizim için 'güven'... Ve güvenin ardına
saklanmış bir 'saygı' vardı daima...

Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede...

Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yaşayacaktık...

Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım
bi gece, misafir odasında...

Gece yarısı kapı açıldı esim;

-'Ne yapıyorsun burada?' diye sordu kapının eşiğinden, 'uyuyorum' dedim
buz gibi bi sesle... Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı elinde
yastıkla... 'kay yana' dedi daracık yatakta. 'ne yapıyorsun?' dediğimde
'benim yerim senin yanın, sen gelmezsen ben gelirim' dedi...

Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yat saatine kadar sürecek...

Ve bence doğrusu da bu...

Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız
hariç.

Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize...

Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu b elki de 41 inci çift olacaktık o
listede...

Ama oyunun kurallarını biz koyduk... Nede olsa bizim oyunumuzdu
oynanan...

Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bir oyun bence...

Topluma kulaklarını tıkayarak hem de... Ne benim, ne de bizim
sözlerimizle...

Sadece gönlünüzden geçtiğince...

Dediği gibi Ataol Behramoğlu'nun;

'...Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene
karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır.
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana...


CAN DÜNDAR

Hayat kısa gelen bir battaniye gibidir.
Yukarı çekersin ayak parmakların isyan eder.
Aşağı çekersin omuzların titrer.
Ama yine de, neşeli insanlar dizlerini karınlarına çeker, rahat bir uyku
uyumayı başarır...

 




Diğer Windows Live™ özelliklerine göz atın. Sadece e-posta iletilerinden daha fazlası

Windows Live™ Photos ile fotoğraflarınızı kolayca paylaşımı. Sürükle bırak

27/3/2009

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image Hosted by ImageShack.us

Bayat Ekmeği Değerlendir

Kategori: Puf noktalari
1. Ekmek kavurması
Bayat ekmek lokmalar halinde doğranır. Tencerede kızartılmış yağ ile kavrulur.
Ekmekler kavrulurken, 1 çay bardağı soğuk su, üzerine serpilir. İyice
karıştırıldıktan sonra tencerenin kapağı kapatılıp 5 dakika pişirilir.

2. Papara
Bayat ekmekler, çukur bir kaba kuşbaşı doğranır.
Halka halka doğranmış soğan, tereyağı veya zeytinyağında kavrulur.
Ardından tuz ve su eklenip kaynatılır. Üzerine tulum peyniri dökülür.
Bir süre ılımaya bırakıldıktan sonra çukur kaptaki ekmeklerin üzerine dökülür.

3. Tirit
Bayat ekmek dilimleri bir kaba yerleştirilir.
Kıyılmış soğan tuz ile öldürülüp ekmek dilimleri üzerine döşenir.
Sonra üzerine haşlanmış kemikli etin suyu bolca dökülür. Dileyen,
kıyılı maydanoz veya sumak serpebilir.

4. Ekmek süpürgesi
(Ankara dolaylarından bir tirit çeşidi)
Bayat ekmek dilimlenip bir tepsiye yerleştirilir.
Bir tencerede su kaynatılıp ekmek dilimlerinin üzerinde gezdirilir.
Ardından sarımsaklı yoğurt dökülür. Son olarak da, bir tavada yağ ile
kavrulan salça ve kırmızı pul biber karışımı gezdirilir.

5. Ekmek oğması
Bayat ekmeklerin içi -istenirse, kabuğu ile birlikte- ufalanır; bir
kapta eritilen tereyağına dökülerek kavrulur. Sonra üzerine bir
yumurta kırılıp ekmek ufakları ile alt üst edilir. Ardından 1 bardak
süt dökülüp yeniden karıştırılır. Çok hafif ateşte süt çekilinceye
kadar bekletilir. Süt çekilince ateşten alınır; üzerine bir bez
konularak demlendirilir. Ilınınca yenilir.

6. Yalancı paça
Küçük küpler şeklinde doğranan soğan, tencerede, 1 yemek kaşığı
tereyağı ile kavrularak pembeleştirilir. Üzerine salça ilâve edilerek
eritilir. Dövülmüş 2 diş sarımsak, 1 limonun suyu, tuz, kırmızı toz
biber ve et suyu katılır.Bayat ekmek küp şeklinde doğranarak
tereyağında kavrulur. Kıtırlaşınca, çorba kâsesine doldurulan çorbanın
üzerine dökülür.

7. Kalacuş
Bayat ekmek, küpler halinde kesilerek derin bir kaba konur.
Kıyılmış soğan, tavada kızdırılmış margarin ile pembeleşinceye kadar kavrulur.
Çalkanarak ayran kıvamına getirilen yoğurt ve su, yağ ve soğanın
bulunduğu tavaya eklenir.
Birkaç dakika kaynatıldıktan sonra, oluşan karışım derin kapta bulunan
doğranmış bayat ekmeklerin üzerine dökülür. Kabın kapağı kapatılır.
Bir süre ateşin üzerinde tutulduktan sonra hemen sofraya getirilir.

8. Ekmekli omlet
4 dilim bayat ekmek küp şeklinde kesilip tereyağında kızartılır.
8 yumurta, 2.5 su bardağı süt, tuz ve muskat karıştırılıp, iyice çırpılır.
Hazırlanan karışımdan 4 ayrı omlet pişirilir. Üzerine küp şeklinde
doğranmış kızarmış ekmek ve küp şeklinde doğranmış domatesler koyulup
ikiye katlanır.

9. Ekmek karıştırması
Bayat ekmek lokmalar halinde doğranır.
3 yemek kaşığı margarin bir tencerede eritilir. Erimiş tereyağına
kaşık ucu ile salça koyulur. Üzerine 3-4 yumurta kırılır;
karıştırılarak pişirilir. Ardından karabiber serpilir. Doğranmış
ekmekler ve maydanoz da eklenip
kısık ateşte biraz karıştırılır. Tencerenin kapağı kapatılıp 6-7
dakika ekmekler yumuşatılır.
Ekmek karıştırması, cacık veya salata ile yenilebilir.

10. Yumurtalı ekmek aşı
Bayat ekmek dilimleri küp şeklinde doğranıp fırında kıtırlaştırılır.
Piyaz doğranmış soğan, bir tavada yarım çay bardağı sıvı yağ ile
pembeleştirilir. 1 çorba kaşığı salça ve 1 çay bardağı su eklenip
birkaç dakika kaynatılır.
Doğranmış ekmekler, soğanlar ile karıştırılıp tavanın kenarlarına çekilir.
Tavanın ortasına 2 yumurta kırılır. Üzerine tuz ve karabiber ekilir.
Tavanın kapağı kapatılarak, yumurtaların pişmesi beklenir.
4 diş sarımsak dövülüp yoğurda katılır. Sarımsaklı yoğurt servis
tabağına alınır. Üzerine, tavadaki pişmiş olan yumurtalı ekmek aşı,
bozulmadan çıkarılır. 1 çorba kaşığı erimiş margarinde yeterli
miktarda kırmızı pul biber hafifçe yakılır. Biberli yağ, yemeğin
üzerine gezdirilir.

11. Ekmekli ezme
2 dilim bayat ekmeğin kabukları kesilip atılır. Dilimler çukur bir tabağa
koyulup üzerine soğuk su dökülür. 5 dakika sonra sudan çıkarılır; suyu
süzülerek ufalanır.
Ufalanmış ekmekler, 3 yemek kaşığı dövülmüş ceviz içi ve 2 diş
dövülmüş sarımsak, 2'şer yemek kaşığı zeytinyağı, yoğurt, limon suyu
ve 1'er çay kaşığı domates ve biber salçası iyice karıştırılır.
Elde edilen karışım servis tabağına koyulur. Üzerine pul biber ekilir.
Birkaç yarım ceviz ve maydanoz ile süslenir.
Not: Ceviz terine badem veya fındık da kullanılabilir.

12. Bayat ekmek köftesi
Bayat ekmek ıslatılır; el ile sıkılarak suyu süzüldükten sonra bir
kaba alınır. 100 gr. kıyma, 1 baş soğan rendesi, kimyon, köfte baharı,
tuz ile yoğrulup köfte şeklinde parçalara ayrılır.
Köfteler kızgın yağda kızartılıp emici bir kâğıt üzerine çıkarılır.
Çay yanında yenilebilir.

13. Peynirli bayat ekmek köftesi
1 adet bayat ekmek, üzerine su serpilerek nemlendirildikten sonra ufalanır.
İçine yarım kalıp sert beyaz peynir rendelenir; 1 demet maydanoz doğranır;
2 yumurta kırılır; 1 adet orta boy soğan rendelenir; tuz, köfte baharı
ve pul biber katılır. Bu karışım yoğrularak köfte şeklinde parçalara
ayrılır. Köfteler önce una, sonra çırpılmış yumurtaya, daha sonra
galeta ununa bulanıp kızgın yağda kızartılır. Üzerlerine kürdan
batırılarak servise çıkarılır.

14. Bayat ekmek pizzası
Bayat ekmekler dilimlenip küp küp kesilir. Margarin ile yağlanmış ve
un serpiştirilmiş fırın tepsisine yayılır.
4 yumurta çırpılır; içine 2 su bardağı süt, 1 paket kabartma tozu,
yarım çay bardağı sıvı yağ katılır. Karışım tekrar çırpılıp ekmeklerin
üzerine dökülür. Bayat ekmek pizzası bu durumda buzdolabında bir gün
bekletilebileceği gibi hemen de pişirilebilir. Fırına verilmeden önce,
üzerine dilimlenmiş sucuk, salam veya sosis yerleştirilir. Domates,
biber dilimleri de yerleştirilebilir. Bunların üzerine de kaşar
rendesi serpiştirilir.

15. Dilim pizzası
Bayat ekmek dilimlerine tereyağı sürülür. Yumurta, beyaz peynir veya
çökelek, maydanoz ve pul biber karıştırılıp ekmek dilimlerinin üzerine
bolca sürülür. Bu karışıma küçük doğranmış domates ve sivri biber de
eklenebilir. Dilimler, peynir pembeleşinceye kadar fırında kızartılır.

16. Ketçaplı dilim pizzası
Bayat ekmek dilimleri, yağlanmış tepsiye dizilir.
1 çorba kaşığı salça, 1 çorba kaşığı ketçap, 2 yumurta, 1 tatlı kaşığı
kekik ve 1 çay bardağı sıvı yağ çırpılır. En son ezilmiş beyaz peynir katılır.
Karışım, ekmek dilimlerinin üzerine sürülür.
Dilimler, orta ısılı fırında, pembeleşene kadar kızartılıp, sıcak
sıcak servise çıkarılır.

17. Dilim kayganası
2-3 yumurta çırpılıp 1 kahve fincanı süt veya su ile karıştırılır. Bayat
ekmek dilimleri arkalı önlü bu karışıma bulanıp kızgın sıvı yağda kızartılır.

18. Sarımsaklı ekmek (Tiyriti)
Bayat ekmek dilimleri fırında kıtırlaştırılır.
2-3 diş sarımsak dövülüp tereyağında 1-2 çevrilir. Bolca toz kırmızı
biber, bir fiske tuz ve 1 kahve fincanı su eklenip hemen ateşten
alınır. Ekmek dilimleri üzerinde gezdirilir.

19. Bayat ekmek kanepesi
Bir kabın içinde 1 çorba kaşığı salça, yarım çay bardağı sıvı yağ, 1
tatlı kaşığı kekik, yarım çay bardağı süt, 200 gr. ezilmiş beyaz
peynir, 2 yumurta iyice karıştırılır.
Bu karışım, kanepe şeklinde ve ince bayat ekmek dilimlerine sürülür.
Dilimler, fırın tepsisine dizilir; hafif pembeleşinceye kadar kızartılır.
Kızartılmış dilimlerin üzerine 1'er ince dilim domates; bunun üzerine
de 2 ince dilim sosis yerleştirilir.
Kanepeler, kürdanlı olarak servis tabağına alıp, soğutmadan, kıvırcık
marul yaprakları eşliğinde servise çıkarılır.

20. Tutmaç
3 su bardağı toz şeker, aynı miktarda su ve yarım limon suyu
karıştırılıp kaynatılır. Elde edilen şurup soğumaya bırakılır. Bayat
ekmek küp küp doğranır.Zeytinyağı, tavada yakılmadan kızdırılır.
Doğranmış ekmekler, çırpılmış yumurtaya bulanarak, kızgın yağda
peyderpey kızartılır. Kızaran ekmekler şuruba atılır. Bir yandan
kızartma işlemi sürdürülürken, öte yandan şurubu çeken ekmekler servis
tabağına çıkartılır. Kızartma işlemi bitince, servis tabağına
çıkarılmış ekmekler üzerine tarçın, susam, badem, ceviz, fındık, gül
suyu serpilir. Hafifçe karıştırılır. İstenirse kalan şurup da
ekmeklerin üzerine gezdirilir.

Tatlılar
21. Bayat ekmek tatlısı
Bayat ekmekler ince ince dilimlenip fırında kıtırlaştırılır. 1 ekmek
için 2 su bardağı toz şeker ile 2 su bardağı su kaynatılır. ¼ limonun
suyu eklenir. Elde edilen şerbet, soğutulduktan sonra ekmek
dilimlerinin üzerinde gezdirilir. Mevsim meyveleri ekmek dilimlerinin
üzerine dizilir. Not: Reçeli sulandırıp kıtırlaştırılan bayat ekmek
dilimlerinin üzerinde gezdirmek sureti ile de tatlı yapılabilir. Bunu
krem şanti ile süslemek de mümkündür.

22. Sütlü bayat ekmek tatlısı
1.5 bayat ekmeğin içi derin bir kaba ufalanır. Üzerine 1.5 su bardağı
süt gezdirip karıştırılır. Yarım saat bekletildikten sonra ekmek
içleri el ile sıkılıp süt süzülür. Buna eritilmiş 3 çorba kaşığı
margarin, 3 yumurta ve 1 çorba kaşığı toz şeker eklenip karıştırılır.
Yüksek kenarlı bir tepsi yağlanır. Hazırlanan karışım tepsiye 1.5 cm
kalınlığında olacak şekilde dökülür. 180 derecede ısıtılmış fırında 40
dakika pişirilir. Şişip kabaracak olursa, bıçak ile birkaç yerinden
delinir. Tatlı fırında pişerken, bir tencerede 1 su bardağı toz şeker,
aynı miktarda su ve 1 tatlı kaşığı limon suyu kaynatılır. Fırından
çıkarılan tepsi üzerine gezdirilerek dökülür. Tatlı soğuyunca baklava
şeklinde dilimlenir. Hindistancevizi veya iri kıyılmış ceviz ile
süslenerek servise çıkarılır.

23. Ekmek helvası
Bir tencerede 3 su bardağı dolduracak kadar ufalanmış ekmek içi, yarım
su bardağı erimiş margarin veya tereyağında sürekli karıştırılarak,
hafif bir esmerlik alana kadar kavrulur. Ayrı bir tencerede 1 su
bardağı toz şeker ve 1.5 su bardağı süt kaynatılıp ılıtılır. Vanilya
eklenir. Ilık süt şerbeti, ekmekli malzemeye katılır. Tencere kapağı
kapalı olarak 15 dakika beklenir. Tane tane olan helva, servis
tabağına alınıp çekilmiş antep fıstığı ile süslenir.

24. Vişneli ekmek tatlısı
Bayat ekmekten 2 cm. kalınlığında dilimler kesilir. Kabuklar düzgünce
kesilerek çıkarılır. Daha sonra dilimler ortadan kesilerek iki parçaya
ayrılır; fırın tepsisine dizilir. Orta ısıda hafif pembeleşinceye
kadar kızartılır. 1 kg. toz şeker, 5 su bardağı su, bir tencerede
kaynatılıp şurup yapılır. Çekirdekleri çıkarılmış 1 kg. vişne, şuruba
katılır; 1-2 taşım kaynatılır. Vişne taneleri bir tabağa alınır.
Ateşten alınan vişne şurubu, soğumadan, kızartılmış ekmek dilimlerinin
üzerine kepçe ile gezdirilir. Sonra tepsi ağır ateşte tutularak,
içindeki şurup, koyulaşana kadar kaynatılır. Ara sıra tepsi hafifçe
sallanarak, ekmeklerin dibe yapışmaması ve şurubu iyice içmesi
sağlanır. Şurup koyulaşınca, tepsi ateşten alınıp soğutulur.Ekmek
dilimleri tabaklara yerleştirilir. Üzerine krema veya kaymak koyulur.
Bunun üzerine de vişne taneleri yerleştirilir.

25. Üzümlü ekmek tatlısı
1 büyük salkım siyah üzüm ayıklanıp yıkanır; taneleri ortadan ikiye
bölünerek çekirdekleri çıkartılır. Yarım bayat ekmek, küp şeklinde
doğranarak üzümler ile karıştırılır. Hazırlanan karışım, yağlanmış
kalıba dökülür. 1 kahve fincanı elenmiş un bir kâseye konulur. Üzerine
yarım su bardağı toz şeker, 1 çimdik tuz, çırpılmış 3 adet yumurta ve
1.5 su bardağı süt eklenir. Bu karışım da tahta bir kaşık ile
karıştırılıp kalıba dökülür. Kalıba dökülmüş tüm karışım, 180 derecede
ısıtılmış fırında 40 dakika pişirilir. Fırından çıkarılıp ılımaya
bırakılır. Üzerine pudra şekeri döküldükten sonra dilimlenerek servise
çıkarılır.

26. İncir ve ballı ekmek turtası
1 adet bayat ekmek bir kâseye ufalandıktan sonra 2.5 su bardağı süt
ile ıslatılır. 20 dakika kadar bekletilerek yumuşatılır. 8 adet kuru
İncir suda bekletilerek yumuşatılır. Yumuşadıktan sonra suyu süzülen
incirlerin her biri 5-6 dilim halinde kesilir. 2 kaşık tereyağı tavada
eritilir. 4 yumurta çırpılarak, eritilmiş 2 kaşık tereyağı, 3 çorba
kaşığı bal ve sütlü ekmek ile mikserde karıştırılır. Daha sonra incir
dilimleri bu karışıma eklenir. 18x20 cm. ebadında bir fırın kabına
yağlı kağıt döşenir. Kağıdın üzeri 1 tereyağı ile yağlanır. Elde
edilen karışım kaba dökülür; 180 derecede ısıtılmış fırında 1 saat
pişirilir. Krem şanti veya kaymak eşliğinde servise çıkarılır.

27. Ekmekli puding
Bir kapta 3 su bardağı süt, 3 yumurta, ¾ su bardağı bal, yarım limonun
suyu, 4 çorba kaşığı keçiboynuzu tozu, 1 tatlı kaşığı tarçın ve 1 çay
kaşığı tuz karıştırılır. İçine, 4 su bardağı dolduracak kadar, iyice
ufalanmış bayat ekmek, 1.5 su bardağı rendelenmiş elma, yarım su
bardağı dövülmüş ceviz içi eklenip karıştırılır. Tüm karışım,
yağlanmış bir kalıba koyulup 175 derecede ısıtılmış fırında 35 dakika
kadar pişirilir. Bu ölçü, 6 kişiye yeter. Not: Ekmekli puding sıcak
veya soğuk yenilebilir. Sade olarak veya krem şanti, dondurma, elma
sosu gibi ekler ile de servise çıkarılabilir.

28. Ekmekli krep
4 dilim bayat ekmek ufalanır; üzerine 1.5 su bardağı süt dökülerek
ıslatılır. 4 yumurta, 2.5 çay bardağı un ve 4 çorba kaşığı bal,
ufalanmış sütlü ekmeğe eklenip iyice karıştırılır. Fındık büyüklüğünde
tereyağı tavada kızdırılır. Hazırlanan karışımdan bir miktar tavaya
dökülür. Tava sallanarak hamurun yayılması sağlanır. Krepin her iki
tarafı da pişirilir. Hamur bitinceye kadar aynı işlem tekrarlanır.
Not: Kreplerin üzerine fıstık ezmesi de sürülebilir. Ekmekli krep,
komposto ile birlikte iyi gider.

29. Bademli ekmek dilimleri
1 kutu krema ve 2 yumurta çırpılıp karıştırılır. Bayat ekmek dilimleri
krema ve yumurta karışımına batırılarak ıslatılır. Islatılmış
ekmeklerin iki tarafı da, kızdırılmış tereyağında kızartılır. Kızarmış
ekmeklerin üzerine bal sürülür. Servis tabağına dizilen ballı
ekmeklerin üzerine kıyılmış badem serpilir.

30. Çikolatalı ve ekmekli kek
3 su bardağı dolduracak kadar, ufalanmış ekmek içi, 2 su bardağı ılık
sütte yumuşaması için biraz bekletilir.Yarım su bardağı badem iri iri
doğranır. Yarım su bardağı kuru üzüm de, yumuşaması için suya koyulup
bekletilir. 1 adet küçük çikolata ince ince kıyılır. Ekmekli süt
mikserden geçirilir; 2 kahve fincanı toz şeker, 3 çorba kaşığı kakao,
2 adet çırpılmış yumurta, doğranmış badem, kıyılmış çikolata ve
sıkılıp suyu süzülmüş kuru üzüm eklenerek iyice karıştırılır. 20x15
cm. ebadında bir fırın kalıbına yağlı kağıt döşenir; üzeri
erimiştereyağı ile yağlanır. Hazırlanan karışım kalıba konularak 180
derece ısıtılmış fırına verilir. 50 dakika pişirildikten sonra kek
fırından çıkarılır. Üzerine pudra şekeri serpilir. Ilıyınca, kareler
halinde kesilerek servise çıkarılır.

27/3/2009

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image Hosted by ImageShack.us

Öyle Sabah Uyanır Uyanmaz...

Kategori: Kissadanhisse
Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin...
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin...
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine,

Bak güzelim kahvaltının keyfine.
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin..
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle
Bir güzel kahve ısmarla kendine,
seni mutlu eden sesi duymak için "alo "de
Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa...
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak
Çiçek görürsen kokla ,köpek görürsen okşa,

çocuk görürsen yanağından makas al.
Sonra,şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı,

sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı,
hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?

Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak,

yüzünde güller açtıracak.
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun..

Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..
Saklama tabakları, bardakları misafire
Sizden ala misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil,

vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi,

eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..
Gece evinde, dostların olsun
Sohbetin yemeğin, kahkahan  olsun..
Arkadaşım,

hayat bu daha ne olsun?
Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!
Can Yücel 

27/3/2009

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image Hosted by ImageShack.us

...

Kategori: Anlamli Sozler

"bir çok şey için gövdemizin değil, beynimizin büyüklüğü önemlidir.

Ancak kalbimizin büyüklüğü hepsinin üstündedir"

27/3/2009

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image Hosted by ImageShack.us

Bir Öğrencimin Bana Öğrettikleri

Kategori: Kissadanhisse
> Yazan: Doğan Cüceloğlu
>
> Kaliforniya'da Long Beach şehrindeki Eyalet Üniversitesi'nde öğretim
> üyesi olarak ders verirken, aynı sömestrde benim iki dersimi alan bir
> kız öğrencim dikkatimi çekmeye başlamıştı.
Bu genç bayanın şu
> özelliklerinin farkına varmıştım:
Her şeyden önce çok güzel bir kızdı;
> gözüm gayri ihtiyari ona gidiyordu.
İkinci olarak çok iyi bir
> öğrenciydi; bütün sınav ve ödevlerde en yüksek notu o alıyordu.
> Ayrıca, çok hanımefendi, çok nezih bir kişiliği vardı.
Bölümün bir
> pikniğinde kız öğrencimin nişanlısıyla tanıştım ve itiraf edeyim, ilk
> aklımdan geçen, 'Armudun iyisini ayılar yer' düşüncesi oldu.
Yukarıda
> özelliklerini saydığım o güzel kızın bana tanıştırdığı erkek, yirmi
> yedi-yirmi sekiz yaşlarında, saçı biraz dökülmüş, şişman denecek kadar
> toplu, çirkin, kısa boylu biriydi.
>
> Bu kişiye parası için yüz vermiş olabileceğini düşündüm.
Daha sonra
> öğrendim ki, bu genç adamın parasal gücü yok; başka bir üniversitenin
> psikolojik danışmanlık bölümünde doktora öğrencisi olarak okula devam
> ediyor ve ileride akademisyen olarak kariyer yapıp profesör olmak
> istiyor.
>
> Acaba benim güzel öğrencim bu adamda ne bulmuştu?
Bir hafta sonra ders
> çıkışı koridorda öğrencimin yanına yaklaştım ve Sally adıyla anacağım
> öğrencimle aramızda şöyle bir konuşma geçti:
>
> 'Sally, nişanlınla nasıl tanıştığınızı merak ediyorum?
>
> 'Bir kilise faaliyetinde aynı komitede çalıştık; o zaman tanıdım kendisini '< BR>>
> 'Nesi seni etkiledi; hangi özelliklerini sevdin?
>
> Sally, bir Amerikalı olarak bu soruyu hiç beklemiyordu.
Amerikan
> kültüründe, bu tür sorular kişinin mahremiyetine tecavüz olarak kabul
> edildiğinden pek sorulmaz.
 Amerikan kültürüne göre ben o anda
> Sally'nin mahremiyetine 'burnumu sokuyordum.'
>
> Şaşkınlığı geçince çok içten, gözlerinin içi gülerek, 'O şahane bir
> insan; o benim kahramanım!
Ben ondan çok şeyler öğrendim' dedi.
>
> O anda ilk hissettiğim şey kıskançlık duygusu oldu.
 Güzel bir kadının
> erkeğine, 'Sen benim kahramanımsın' duygusu içinde bakmasının erkeğe
> verilmiş en büyük hediye olduğunu hissettim ve anladım.
Bu hediyeyi,
> hayatım boyunca hiç almadığımı biliyordum ve o kişiyi kıskandım.
>
> 'Nasıl yani?' dedim.
>
> 'Frank bir yetimhanede büyümüş.
Yetim olmanın ne demek olduğunu
> bildiği için, üniversite öğrencisi ol unca, yetimhaneden iki çocuğa
> ağabeylik yapma kararı almış.
Haftada on saatini onlara ayırıyor;
> onlarla buluşup oynuyor, kitap okuyor, onları müzeye götürüyor.
> Onların iyi gelişmesi için elinden geleni yapıyor.
Biri ameliyat oldu,
> hastanede yatıyor ve Frank şimdi akşamları hastanede kalıyor, geceleri
> ona bakıyor.'
>
> Yüzüme tokat yemiş gibi oldum.
 Utandım.
Kendime kızdım.
 Ben güya en
> yüksek eğitim düzeyine gelmiş biriydim ve karşımdakini hala dış
> görünüşe göre yargılıyor ve onu 'ayı' olarak görüyordum.
İçimdeki
> pislikten utandım.
Bir süre sonra Sally'nin içinde yetiştiği aile
> ortamını merak etmeye başladım.
Şöyle bir mantık yürüttüm: o adama
> baktığım zaman ben neden, 'Armudun iyisini ayılar yer' diye düşündüm?
> Çünkü ben, içinde yetiştiğim ortamda sık sık bu benzetmeyi duyarak
> büyümüştüm.
İçinde yetiştiğim ortam beni nasıl etkilemişse, Sally'nin
> içinde yet iştiği ortam da onu öyle etkilemiş olmalıydı.
>
> Birkaç hafta sonra Sally'e, ailesinin nerede oturduğunu sordum.
Los
> Angeles'in üç yüz elli km kuzeyindeki bir kasabada oturuyorlarmış.
> Onun ailesiyle tanışmak istediğimi, bunu mümkün olup olamayacağını
> sordum.
 'Kendilerine bir sorayım, eminim sizinle tanışmak
> isteyeceklerdir,' dedi ve iki gün sonra, 'Ailemle konuştum; sizinle
> tanışmaktan mutlu olacaklarını söylediler,' dedi.
 Dört-beş hafta sonra
> San Francisco'ya gidecektim, Sally'nin ailesinin yaşadığı kasaba
> yolumun üstündeydi, onlara uğrayabilir, onlarla tanıştıktan sonra
> yoluma devam edebilirdim.
>
> Bu planımı Sally'e söylediğimde Sally, 'O gün ben de aileme
> gidecektim; isterseniz beraber gidebiliriz,' dedi.
Ailesine haber
> verdi.
 Onlar da sabah kahvaltısına gelmemizi söylemişler.
 Long
> Beach'ten sabahın altısında yola çıktık ve dokuz buçuk civarında
> Sally'nin ağabeyi Brian'ın evine vardık.
Sally'nin babası George orada
> buluşmamızı uygun görmüş.
Çok güleryüzlü bir aileydi.
 Brian'ın, en
> ufağı dört yaş civarında dört çocuğu vardı.
>
> Ziyaret ettiğim bu güleryüzlü sıcak ailede, iki olay gerçekten
> dikkatimi çekti.
 Bunlardan ilki, Sally'nin babası George'un
> torunlarıyla konuşurken onların göz hizalarına inmesiydi.
 Bunu o kadar
> doğal yapıyordu ki, artık farkına varılmadan yapılan bir davranış
> olduğu belliydi.
Sally'ye, babasının torunlarıyla hep böyle mi
> konuştuğunu sordum.
'Evet' yanıtını alınca, kendisi çocukken de
> babasının, onunla göz hizasına inerek mi konuştuğunu sordum.
 'Evet,
> biz böyle biliyoruz. Ağabeyim Brian da çocuklarıyla böyle konuşur; ben
> de kendi çocuklarımla böyle konuşacağım.
Biz böyle biliyoruz', dedi.
> Tüylerim diken diken oldu.
Ben üniversite öğretim üyesiydim ve insan
> psikolojisi benim uzmanlık alanımdı ama üç çocuğumdan hiçbiriyle göz
> hizasına inerek konuştuğumu hatırlamıyordum.
Kendime kızdım; sonra
> kendime kızmaktan da vazgeçtim, beni yetiştirenlere kızdım.
 Sonra
> onlara kızmaktan da vazgeçtim ve bütün nesilleri yetiştiren kültür
> ortamına kızdım.
Daha sonra kimseye kızmayacağımı anlayarak, oradaki
> öğrenme fırsatından yararlanmaya karar verdim.
Torunlarının önünde diz
> çökerek konuşan dede George'a 'Beyefendi, çocukların göz hizasına
> inerek konuşuyorsunuz!' dedim.
Bana biraz şaşkınlıkla gülümseyerek,
> 'Tabii, onlar küçük insanlar!' yanıtını verdi.
 Öyle bir bakışı vardı
> ki, bu bakış sanki 'Bu kadar doğal bir şey ki, herhalde bunu herkes
> yapıyordur; sen yapmıyor musun?' diyordu.
>
> O bakışa karşı bütün yaptığım, mahcup bir gülümseme oldu.
>
> Bu güleryüzlü sıcak ailede dikkatimi çeken ikinci olay, Sally'nin
> ağabeyi Brian'ın davranışı oldu.
Brian, Pasi fik ülkeleriyle ticaret
> yapan, oldukça varlıklı biriydi.
Evlerinin büyüklüğünden, yüzme
> havuzundan, çiftliklerinden, arabalarının türünden ailenin zenginliği
> belli oluyordu.
Kahvaltıdan sonra saat on bir dolaylarında telefon
> çaldı ve Brian bir süre telefonla konuştu.
Ofisten arıyorlarmış,
> Koreli bir işadamı Los Anegeles'ta imiş, kendisiyle görüşmek için
> helikopterle saat 14'te gelmek istiyormuş.
 Başka bir randevusu
> olduğunu söyleyerek bu teklifi reddetmiş olan Brian, bize durumu şöyle
> açıkladı: 'Dört çocuğum var ve her hafta biriyle dört saat başbaşa
> geçiririm.
Bugün dört yaşındaki kızım Mary'le randevum var.
Çocuklar
> çok çabuk büyüyorlar, eğer dikkat etmezsen, bir bakıyorsun, büyümüşler
> ve onlarla beraber zaman geçirme olanağı kaybolmuş.
>
> Brian'ın yaşam vizyonunu sormadım, ama davranışından nelere öncelik
> verdiği belli oluyordu.
 Brian için çocukları şüphesiz en az işi kadar
> önemliydi.
 Brian'ın yaşamında bununla ilgili bir pişmanlık duygusu,
> bir 'keşke' olmayacak.
>
> Sally'e sordum: 'Baban seninle randevulaşır mıydı?'
>
> 'Evet', dedi, 'yalnız benimle değil, her çocuğuyla sırasıyla başbaşa
> zaman geçirirdi.
Ve ilave etti, 'Biz böyle gördük, böyle biliyoruz.
> Benim çocuğumun da babası böyle yapacak!'.
 Gülümseyerek, 'Nereden
> biliyorsun?' diye sordum.
>
> 'Biz Frank'le konuştuk' diye cevap verdi.
Yine içim cız etti. Daha
> doğmadan çocuğun gelişme ortamıyla ilgili bir bilinç oluşmuştu.
>
> Kendi çocuklarıma içim yandı.
Evlenmeden önceki bilincimi, kafamın
> karmaşıklığını, evlendiğim kıza ettiğim eziyetleri ve ondan da acısı,
> kendi yavrularıma çektirdiğim acıları düşündüm.
 Biraz daha düşününce
> kendimin de acı çektiğini anladım ve bu sefer kendi çocukluğuma içim
> yandı.
 Daha sonra babamın, anamın çocukluğuna i çim yandı.
Ve son durak
> olarak ülkemin tüm çocuklarına içim yandı.
>
> Yine kimseye kızamayacağımı anlayınca, 'bundan sonra ne yapabilirimle
> ilgili düşünmeye karar verdim.
İşte değerli okurum; yazdığım kitaplar,
> verdiğim seminerler, hazırladığım televizyon programları, 'Ne
> yapabilirim?' sorusuna verdiğim yanıtların öğeleridir.
 Sally'nin
> içinde yetiştiği ortamı görmüş ve anlamış biri olarak onun
> davranışlarına şimdi daha iyi anlam verebiliyorum.
Sally, içinde
> yetiştiği ailede, varoluşun beş boyutunu da doya doya yaşayabilmişti.
> Çocuğun hizasına inerek onunla göz göze konuştuğunuz zaman çocuk, 'Sen
> varsın, sen doğalsın, sen değerlisin, sen güçlüsün ve sen sevilmeye
> layıksın', mesajı alır ve çocuğun CAN 'ı beslenir.
>
> Çocuğuyla randevusuna sadık kalan baba, 'Seninle zaman geçirmek
> istiyorum, seni özledim', mesajını güçlü olarak verir.
Çocuk bu mesajı
> zih insel olarak değil, sezgisel olarak alır ve aldığı bu sezgisel
> mesajlar sayesinde çocuğun hamuru, 'Ben sevilmeye layık biriyim!' diye
> yoğrulur.
>
> Bir ana babanın çocuklarına verebileceği en büyük miras, varoluşun beş
> boyutunda beslenmiş ve buna inanmış güçlü bir CAN 'dır.
>
>
> Doğan Cüceloğlu

27/3/2009

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image Hosted by ImageShack.us

MUCİZE İLAÇ ZEYTİN

Kategori: Saglik
Denesek mi?

Selam,zeytin çekirdeği mucizesini bir arkadaşım bana göndermiş bende
sizlerle paylaştım.yarın ilk işim kahvaltıda bunu denemek.zeytin yağı zaten
şifa kaynağı.çekirdeği neden olmasın..!!hele de zeytinini kendi yapanlar
çekirdeği daha da rahatlıkla kullanabilirler.eğer işlenmemiş zeytin yemek
istiyorsanız yeşil ve kahverengi zeytin tercih edin.siyah zeytini daha kolay
işlediklerinden içinde hile olabilir.Küçük bir ayrıntı.(bildiğim
kadarıyla)işlenmemiş siyah zeytinin çekirdeği kahverengi
tondadır.çekirdek,hiçbir zaman tam siyah olmaz.olursa kimyasal karışmış
demektir.umarım ihtiyacı olanlar şifa bulurlar.

Mustafa Gürelli

Mucize İlaç Zeytin Çekirdeği

________________________________

Arkadaşlar kendi hayatımda ve yakınlarımın hayatında yaklaşık 5 yıldan beri
denenmiş olan
ve hiç bir yan etkisi olmayan mucizevi bir tedavi yöntemini paylaşmak
istiyorum.

Yıl 2003 de ben hemeroid ameliyatı için gün almış ameliyat gününü beklerken
o günlerin çabuk geçmesi ve bir an önce çektiğim acılardan kurtulmak için
günün 24 saatini dua ederek geçiriyordum.

Midemde gasrtrit, bağırsak tembelliğine bağlı kabızlık ve buna bağlı olarak
da hemeroid vardı ve bunlar çok ilerlemiş bir durumda idi...

Her ne yersem yiyeyim boğazıma kadar bir yanma ve çok şiddetli sancılar
çekiyordum...

Bir gün arkadaşlarımdan birisi ile kahvaltıda buluştuk ve o iştahla çeşitli
yiyecekleri yerken ben çay içerek her zaman olduğu gibi kahvaltıyı
geçiştirmeye çalışıyordum...

Bu durumu görünce neden yemediğimi sordu bende ona detayları ile çektiğim
sıkıntıları anlatınca bana zeytin çekirdeklerini çıkarmayıp yutmamı
söyledi,önce şaka yaptığını sandım ama onun çekirdeklerin hiç birini
çıkarmayıp yuttuğunu görünce inandım.

Bende kahvaltıya başlayıp çekirdekleri yutmaya başladım.

Çok ilginçtir yıllardır sabah kahvaltılarını çay içerek geçiştirdiğim halde
boğazıma kadar yanmalar hissetmeme rağmen o gün midemde yanma olmadı
kahvaltıdan taklaşık yarım saat kadar sonra midemden saf zeytinyağı kokusu
geldiğini hissettim..

Arkadaşıma midede çekirdeğin erimeyeceğini zaten rahatsız olduğumu
söylediğimde bana mide özsuyunun zeytin çekirdeğini çok kısa bir sürede
parçalayarak saf zeytinyağına ve şifalı yağlara ulaşıldığını geriye kalan
posanın ise bağırsakları onarararak rahatlattığını dolayısı ile kabızlığın
ve hemeroidinde tedavi olduğunu yanı sıra damar sertliğinden hazımsızlığa
kadar bir çok derde şifa olduğunu söyledi..

İlk önce bütün bunların hayal olduğunu düşünmeme rağmen bu konuda şifa
bulmak için katlandığım eziyetleri hatırlayınca bunun çok daha kolay
olduğunu düşünerek çekirdekleri yutmaya devama ettim ...

ilk 15 günde midemdeki yanmalar ve gastritin yumuşadığını ve yok olduğunu,
hemeroidimin verdiği ıstırapların son bulduğunu gördüm.Her geçen gün onlarca
zeytin çekirdeğini yutarak sağlığıma biraz daha kavuştum.Bu arada
ameliyatımı iptal ettim ve halen bu mucizevi ve hiç bir yan etkisi olmayan
ilacı yutmaya devam ediyorum.3 aylık bir sürenin sonunda cildimdeki matlığın
yerini bir parlaklık ve bütün ıstıraplarımın yerini bir mutluluk aldı.

Yaklaşık 6 seneden beri etrafımda bu dertlerden muzdarip olan onlarca kişiye
tavsiye ettim ve hiç  firesiz hepside şifa buldu,inanın benim 5 ve 11
yaşlarında iki oğlum var onlar bile yutarlar yedikleri zeytinlerin
çekirdeğini.

Arkadaşlar sonsuz şifa kaynağı bir ilaç hiç bir yan etkisi yok ben yıllardır
taştan sert şeyleri bile eritiyorum ve hiç bir sıkıntım kalmadı inanın
migren ağrılarında bile çok mükemmel sonuçlar veriyor.
Yapmanız gereken şey yediğiniz tüm zeytinlerin çekirdeklerini yutmak sayı
sınırı yoktur.
Yalnız zeytin meyvesini çiğneyip çekirdeğini yutun zira meyveyi olduğu gibi
yutarsanız mide zeytinin dışındaki ince zarı eritemiyor ve olduğu gibi
dışarı atmaya çalışıyor.
Ve size hiç bir yararı olmaz

Meyve bölümünü yedikten sonra kalan çekirdeğini yutacaksınız.

Bana sadece Allah razı olsun derseniz yeter biz onlarca insan bu olayı tüm
çevremize yayıyoruz her kes istifade etsin hem çok ucuz hem çok etkili kalın
sağlıcakla...

Bu arada deneyip şifa bulanlar yorum yazsınlar herkes faydalansın........

27/3/2009

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image Hosted by ImageShack.us

Erkekler Ne İster

Kategori: Mizah

1. Kadınların hiçbir şey istememesini ister.
2. " Seni seviyorum " sozunu bir kez soylesin , karsı taraf
bununla 20 sene idare etsin ister.
3. Gokten yagmur degil kadın yagsın ister.
4. Maçların 90 dakikadan 24 saate çıkarılmasını ister,bu 24 saati
de televizyon karşısında, pijamaları ve birasıyla geçirmek ister..
5. Evli olmak ama bekar gibi yasamak ister.
6. Olecekse skor yaparken olmek ister.
7. Bir bakisi canlar yaksın ister.
8. Bütün kızlari ellemek ama, el degmemis bir kizla evlenmek ister.
9. Cocuklugunda annesinin, yaşlılıgında kızının arkadaslarını
ister.
10. Kadınları " Cocuklarımın anası " Elimin kiri " vs. sıfatlarla
kategorize etmek ister.
11. Aldatmak ve aldatınca hos görülmek ister.
12. TV 'nin karşısında horlaya horlaya uyumak ister.
13. Bütün kadınların "hafif meşrep" , bir tek kendi kadınının
Sadıka Hanım " olmasını ister.
14. Bilimin bir gün erkeklerin kadınlardan daha zeki olduğunu
ortaya çıkarmasını ister.
15. Kendi anlayıssızlıgını ortbas etmek için kadınların anlasılmaz
oldugu masalını dünyaya yaymak ister.
16. Bir kadınla sonuca varmak için aşılması zorunlu olan o
kahrolası merhalelerin hiç olmamasını ister.
17. Akıllı kadından hoşlanıyor görünmeyi ister ama kadının kıt
>>>> >>>akıllısını ister.
18. Kadının guzel bir kalca , bacak ve gogusten olusmasını ister
19. Eskimis (50 lik) kadını bozdurup iki yirmibeslik almayı ister.
20. Romantizm denen ve isleri zorlastiran bas belasının tez günde
yok olmasını ister.
21. Üst'lerinin erkek, ast'larınında kadın olmasını ister.
22. Ahcı, hizmetci, anne, hemsire, seks bombası, guzellik
kralicesi karisimi bir kadına sahip olmak ister.
23. Para ya da bulundugu konum sayesinde tavladığı kızların
agarmış saclarına asık oldukları masalına inanmak ister.
24. Ne evdekinden ne otekinden vazgeçmek ister.
25. Dunyadaki bütün kadınları ister..Verseniz de
yetinmez, Mars'takileri de ister..

27/3/2009

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image Hosted by ImageShack.us

Bu Belki Son Günündür...

Kategori: Kissadanhisse

 

Adam, telaşlı, öfkeli bir halde hanımına bağırıp, çağırıyordu. Babalarının sesini duyan iki çocuk ise yataklarından kalkıp salona gelmişti. Babalarının öfkesini görünce, korkmuş, sinmiş halde birer koltukta sessizce oturup kalmıştı.

Adam, çocuklara, hanımın üzüntüsüne aldırmadan söylenip duruyordu;

-Söyledim değil mi, söyledim. Bu gün toplantı olduğunu, açık mavi gömleği ütülemeni söyledim. “Kahverengi gömlekle gidiversen nolur!”muş. Bu gün sunum yapacağım, karamsar bir görüntü mü vereyim, dinleyenlerin içi kararsın, bu da projeye verecekleri oyu etkilesin! Bunu mu istiyorsun?

-Tamam bey, bitti işte.

Adam açık mavi göleği hışımla aldı;

-Bitti, tabi bitti ama ben geç kaldıktan sonra bitmiş neye yarar.

Hanımı çocukların korkmuş yüzlerine baktıktan sonra, yine eşini sakinleştirmeye çabaladı;

-Dün bundan da geç çıkmıştın, vakit var, yetişirsin.

-Anlamıyor ki, anlamıyor ki. Bu gün sunumu ben yapacağım. Herkesten önce gitmeliyim ki, gelecek önemli konuklara ‘Hoş geldi’ demeliyim.

Adam bir sürü söz daha söylenerek, bağırarak çıktı, arabasını çalıştırıp uzaklaştı. Hanımı, direksiyon başında da öfke saçan eşinin halinden endişelendi, “Bir kaza yapmasa bari…”

Eşi uzaklaşınca, çocuklarının yanına gidip sarıldı, rahatlatmaya çalıştı.

-Madem erkenden kalktınız, hemen size sultanlara layık bir kahvaltı hazırlayıp getireceğim.

Mutfağa geçti, zihnindeki huzursuzluğu dağıtmak için hemen neşeli müzikler çalan bir radyoyu açtı. Ocağa haşlamak için yumurta koydu, cezvede süt ısıtmaya başladı. Masaya zeytin, peynir, reçel koymayı da ihmal etmedi.

Biraz sonra çocuklarına seslendi

-Kahvaltınız hazııır!

Çocuklar kahvaltıya otururken, radyoda müziğin birden kesilmesi dikkatini çekti. Son dakika haberi anonsuyla, radyonun sesini biraz daha açtı. Radyo’da zincirleme bir kaza haberi vardı. Ayrıntılarla biraz sonra birlikte olacağız demişti spiker ama kazanın yerini söylediği andan itibaren o sandalyesine yığılıp kalmıştı. Spikerin bahsettiği kaza yeri, kocasının her gün işe giderken geçtiği dörtlü kavşaktı.

Eşinin bu kavşaktaki trafikten şikayetçi olduğunu, her sabah yoğun bir trafik olduğunu söyleyişi aklına geldi. “Geç kaldım diye acele edip acaba o da…” Aklına gelen düşünce içini daha da yaktı, hemen ayağa kalktı.

-Çocuklar, unutmayın ocağa yaklaşmak yasak. Kahvaltınızı yapıp salona geçin, oynayın. Benim acil bir yere uğramam gerek, kapıyı da kimseye açmayın tamam mı?

Çocukları uslu, söz dinler olduğu halde, çok kısa süreli de olsa evde yalnız bırakmak zorunda kalsa tekrar tekrar tembihte bulunurdu.

Sokağa çıkmak için üzerine bir şeyler aldı, cebine de bir taksi parası aldı. Kapıya yöneldiğinde kocasının bu kazada ölmüş olabileceği endişesiyle kabaran yüreğine daha fazla dayanamayıp, ağlamaya başlamıştı. Göz yaşlarını çocukları görmesin diye, açık olan mutfak kapısına sırtını dönmeye özen gösteriyordu. İçindeki acının kocasının ölmüş olma ihtimali kadar, giderken kendisini kırması ve çocuklarının önünde bağırıp çağırmasından da kaynaklandığını anladı. Oysa her zaman böyle öfkeli değildi.

-Eğer ölürse, çocuklarım babalarını, son gördükleri haliyle mi hatırlayacak? Kalp kıran, öfkeli bir baba olarak mı kalacak akıllarında?

Kapıdan çıkarken, çocuklarına bir kez daha seslenecekti ama artık akan gözyaşları saklanamayacak haldeydi. Hemen kapıyı açıp dışarı çıkmak için hamle yaptı ama karşısında kapıya doğru adım atmakta olan kocası vardı.

Adam, bir an karısının ıslak yanaklarına baktı; “Haberleri mi dinledin?” diye sordu. Hanımı, konuşamadan sadece başıyla onayladı. Adam, önce sarıldı, sonra eşinin yanaklarını sildi. Hanımı zorlukla sordu;

-Hani önemli bir toplantına geç kalmıştın, niye döndün?

-Kaza benim hemen yakınımda oldu. O anda toplantıdan daha önemli bir şeyi unuttuğumu hatırladım. Eğer o kazada ölseydim…

O anda çocuklar da yanlarına gelmiş, babalarının yine öfkeli olabileceğini düşünerek, annelerinin yanında durmuştu. Adam, bütün içten, samimi gülümsemesiyle çocuklarını yanına çağırdı, boyunlarına sarıldı, yanaklarından öptü.

-Ben bu gün büyük bir hata yaptım ve evden çıkarken, sizleri ne kadar sevdiğimi söylemeyi unuttum. Böyle önemli bir şey unutulur mu hiç. Ne yapalım, ben de geri döndüm.

 

Yazan : Ahmet Ünal ÇAM

27/3/2009

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı













Arkadaşlarım

gelincikler
Donence
nancy1
dilayli
clematis
hilalbulut
hayattan
unutmabeni
blogekle
eyust
uzaklardan
yust
nesrin32
Masal
fiskos
hobibloglari
cicibisiiy
rainbow7
cookKomik
bigblog
samsun01
ertugrultasci
yildizim2
dingorevlileri
tekeli
mavisevdalar
firdevs
kartopum
haticane
flood
onurhan1907
calinus
caycicegi
nergizcankul
BONCUK01
BuzPrens
neslinursema3
aysemmm
raciegi
perisel
yunusegi
memnunca
kardelenn
JeLiBoM
hakan1
yaraticilik
alp92
mutfaktayim
enar
eglencecafe
guldefne
irembahce
beyhancayir
burs
boyacicocuk
HAYALKAHVESINDE
gulosunhobileri
adibarisolacak
karmaguzellik
ask13
emeklilikhaber
koaksiyel
/


The Hunger Site









fiskos banner





OUR BEAUTIFUL HOUSE&GARDEN


Sitenize Eklemek için

woelfin by woelfin

online